Çamlıdere Eldelek Medyum Nazım
Eldelek’in dilsiz taşları arasında Çamlıdere Eldelek Medyum Nazım‘ın yankılanan sesine kulak verin. Nazım, sizin adınıza karalar bağlayan değil, o karalığı bir bez parçası gibi yırtıp atan son otoritedir. Eğer yastığınız size diken gibi batıyor, attığınız her adımda yer ayağınızın altından kayıyorsa; bu bir talihsizlik değil, iradenize vurulmuş görünmez bir darbedir.
Eldelek’te kurulan bu temas, bir dert yanma saati değil, bizzat bir “temizleme” eylemidir. Nazım, elindeki o keskin ilimle, hayatınızın en mahrem köşelerine sızmış o habis nefesleri tek bir hamlede susturur. Kapanan kapıların, soğuyan yatakların ve bereketi kuruyan sofraların ardındaki o uğursuz düğümleri çözmekle uğraşmaz; o düğümleri kökünden budayarak size taze bir nefes alanı açar. Gideni geri getirmek mi? Nazım, o zihindeki sapmaları bir cerrah titizliğiyle ayıklayıp, pusulayı tekrar size çevirir.
Şu an bu satırlar gözünüzün önünden geçerken hissettiğiniz o ani ürperti, aslında ruhunuzun uyanış çığlığıdır. Nazım ile karşı karşıya gelmek, size sunulan o pasif hayatı reddetmek ve dizginleri yeniden kendi elinize almaktır. Ya bu zifiri karanlığın içinde eriyip yok olmayı bekleyeceksiniz ya da Nazım’ın o sarsılmaz iradesine yaslanıp kendi şafağınıza yürüyeceksiniz. Vakit tamam, seçim sizin; lakin unutmayın ki rüzgâr bekleyeni değil, yola çıkanı korur.