Kızılcahamam Karacaören Medyum Leyla
Karacaören’de hayatınızdaki sır perdeleri Kızılcahamam Karacaören Medyum Leyla ile aralanacak. Kızılcahamam’ın dumanlı dağlarından Karacaören’e süzülen o tekinsiz sessizliği ancak bilenler anlar. Eğer uykularınız delik deşikse, ekmeğinizin tadı kaçmışsa ve aynadaki aksiniz size yabancı bakıyorsa; ruhunuzun mülkü gizli bir el tarafından talan ediliyor demektir. Medyum Leyla, bu kadim toprakların dilini çözen, rüzgârın fısıltısını ilme dönüştüren o son duraktır. O, süslü laflarla gönül eğlemez; doğrudan o karabasanın gırtlağına yapışır.
Leyla’nın Karacaören’deki Hükmü Şudur: Gömülü Düğümlerin İfşası: Kimsenin bilmediği, toprağa ya da suya emanet edilmiş o habis bağlar, Leyla’nın ferasetiyle yerinden sökülür. Görünmez prangalar birer birer parçalanır. Kan Kurutan Soğukluğun Defi: Hanenize sızan, eşleri birbirine düşman eden o buzdan perdeyi, kadim ocağının harıyla eritir. Gidenin izini sürer, kopanı yeniden bağlar. Rızık Mührünün Kırılması: Üzerinize ölü toprağı gibi serpilmiş o bereketsizliği, ebcedin ve havassın en keskin sırlarıyla söküp atar.
Burası bir dert yanma makamı değil; hakikatin tecelli ettiği bir meydandır. Eğer göğsünüzdeki o geçmeyen daralma kaderiniz sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. O daralma, ruhunuzun size feryadıdır. Leyla, o feryadı dindirir; karanlığın içine sızmış o sinsi gölgeleri, geldiği o dipsiz kuyuya geri sürer. Vakit daralıyor, perde ağırlaşıyor. Ya o karanlıkta kaybolacaksınız ya da Karacaören’in o vakur eline tutunup kendi sabahınıza uyanacaksınız. Leyla’nın kapısı, sadece sığınacak limanı kalmayanlara ve son kozunu oynayanlara açıktır.