Güdül Boyalı Medyum Fulya
Güdül’ün Boyalı köylerinde Güdül Boyalı Medyum Fulya öyle bir eser ki, sanki gidenlerin değil, kalanların feryadını taşır. Eğer sen de kalabalıklar içinde bir başına kalmışsan, ekmeğin ağzında taş kesiliyorsa ve sevdiğin adamın/kadının gözlerinde kendine ait tek bir kırıntı bile bulamıyorsan; ruhun Boyalı’nın o dipsiz kuyularından birine bağlanmış demektir. Medyum Fulya, o kuyunun ağzındaki mühürlü taşı kaldıran tek eldir. Fulya’nın Sessiz ve Derin Hükmü: Gölge Avı: Kimsenin görmediği, yastığının altına ya da kapının eşiğine sızdırılan o “soğuk nefesi” Fulya bir bakışta teşhis eder. O gölgeyi senin üzerinden söküp ait olduğu karanlığa hapseder.
Kilitli Kapıların Anahtarı: Kısmetin mi bağlandı? Yolun mu kapandı? Fulya, o paslı kilitleri açmakla uğraşmaz; o kapıyı temelinden yıkar ve sana yepyeni bir ufuk açar. Geri Dönüşün Bedeli: Gideni getirmek bir sanat değil, bir irade savaşıdır. Fulya, gidenin zihnindeki tüm menfi fısıltıları siler, rotasını sadece senin kalbine sabitler. Burada “umut” tacirliği yapılmaz. Fulya, sana pembe rüyalar vaat etmez; uyanman için yüzüne o buz gibi hakikati çarpar. Boyalı’nın o dar sokaklarında yankılanan bu ses, senin son uyarındır. Eğer omuzlarındaki o görünmez elin ağırlığından kurtulmak istiyorsan, o eli kıracak gücü Fulya’nın iradesinde bulacaksın.