Kahramankazan Saraycık Medyum Hande
Saraycık bir dertleşme durağı değil, Kahramankazan Saraycık Medyum Hande’nin irade beyanıdır. Kahramankazan’ın rüzgarı Saraycık’tan geçerken, hayatınızdaki o çürümüş bağları ve üzerinize dikilmiş o eğreti dikili taşları devirip geçer. Eğer adımlarınız ağırlaşmışsa, rızkınız bir süzgeçten akar gibi gidiyorsa ve aynadaki yüzünüz size bir yabancıyı anımsatıyorsa; bu bir tesadüf değil, ruhsal bir işgaldir. Hande’nin Uygulama Esasları: Gereksiz Duygusallığa Yer Yok: Gidenin arkasından yas tutmak yerine, o gidişin ardındaki o karanlık “el” tespit edilir ve o el kökünden kesilir. Sevgi bağlarındaki o yapay soğukluk, Hande’nin nefesiyle buharlaşır.
Manevi Hacizlerin Kaldırılması: Üzerinize konulmuş o görünmez ipotekler, yani kısmetinizi bağlayan o paslı kilitler; kadim usullerle değil, doğrudan iradenin mutlak gücüyle parçalanır. Sınır Hattının Çizilmesi: Temizlenen hayat sahası, bir daha hiçbir menfi enerjinin sızamayacağı kadar sert bir zırhla mühürlenir. Saraycık’ta Hande ile yüzleşmek, kendi karanlığınla yüzleşmektir. O, size duymak istediklerinizi değil, görmeniz gereken hakikati gösterir. “Belki”lerin ve “keşke”lerin bittiği yerde, Hande’nin kesin ve geri dönülemez müdahalesi başlar. Şu an bu satırları okuyorsan, o ağır uykudan uyanma vaktin gelmiş demektir. Ya o uyuşukluğun içinde boğulacaksın ya da Saraycık’ın bu sarsıcı gücüyle küllerinden doğacaksın. Tercih senin, infaz Hande’nindir.